Search your favorite song for free

1. Bizi insan eden sensin... Elif Ömürlü Uyar

  • Duration: 207
  • Channel: music
Bizi insan eden sensin... Elif Ömürlü Uyar

Solist: Elif Ömürlü Uyar Ney: Hüseyin Özkılıç Klasik kemençe: Lâle Akay Umul Tanbur: Hulusi Babalık Bendir: Meleknaz Keleş Daire : Sibel Yel Söz Yazarı: Azîz Mahmûd Hüdâî Hz. Beste: Cinuçen Tanrıkorur Makam: Bûselik Form: İlâhi Bizi insan eden Sensin Şükür yârabbî yârabbî Kemâl ihsan eden Sensin Şükür yârabbî yârabbî Cihânı eyleyüb peydâ Bize kıldın vücûd i’tâ Hem ettin aşk ile ihyâ Şükür yârabbî yârabbî Bu zâtı kande bulurduk Sıfâtı kande bulurduk Hayâtı kande bulurduk Şükür yârabbî yârabbî Senindir kudret ü kuvvet Arada gayrılar âlet Bulunmaz lûtfuna gayet Şükür yârabbî yârabbî Hüdâyî’ye hüdâ geldi Cenâbından atâ geldi Muhabbetten safâ geldi Şükür yârabbî yârabbî Bu videodaki eser 01 Nisan 2015 tarihinde İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından, Beyazıttaki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesinde, Şiir ve Mûsıki programlarının 10. su Aziz Mahmut Hüdâyi Hz.ni anma programında icra edilmiştir. Ses kaydı düzenleme ve video: Adnan Kurtul


2. TRT TSM KORO-Nihansın Dîdeden Ey Mest-i Nâzım-4

  • Duration: 231
  • Channel: music
TRT TSM KORO-Nihansın Dîdeden Ey Mest-i Nâzım-4

NİHANSIN DÎDEDEN EY MEST-İ NÂZIM Nihansın dîdeden ey mest-i nâzım Bana sensiz cihânda cân ne lâzım Benim sensin felekde çâre-sâzım Bana sensiz cihânda cân ne lâzım Sezâdır mâtemim tutsa felekler Bana insan değil ağlar melekler Hevâya gitti hep bunca emekler Bana sensiz cihânda cân ne lâzım Makam: Rast Beste: Hacı FÂİK Bey Ses Sanatkârları: Sefer KARABÜK, Berrin ŞENER ERSOY, Semra KARAKUŞ, Meltem SEYFELİOĞLU, Neşe DURSUN SARAÇ, Seçil AK KUTLU, Elif ÖZER, Oktay CANTÜRK, Murat IRKILATA, Emre Bertan ÖZASLAN, Simla ARIKAN, Çağlar SUNGUR, Rengin UYAR KÖKTEN, Alper DİLEr, Cihan HELVACIOĞLU, Ahmet ULUS, Belgin EROL GÜNDOĞDU. Yöneten (Şef): Hasan ESEN


3. Zât-ı Hak'ta mahrem-i irfân olan anlar bizi... Elif Ömürlü Uyar

  • Duration: 241
  • Channel: music
Zât-ı Hak'ta mahrem-i irfân olan anlar bizi... Elif Ömürlü Uyar

Hüseyni İlâhi Güfte: Niyâzî-i Mısrî Hz. Beste:Lâ Edri Hânende: Elif Ömürlü Uyar Tanbur: Alper Kahraman Bendir: Meleknaz Keleş Zât-ı Hak-ta mahrem-i irfân olan anlar bizi, İlm-i sırda bahr-ı bî-pâyân olan anlar bizi. Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz, Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi. Dünye vü ukbâyı ta'mir eylemekten geçmişiz, Har taraftan yıkılıp vîrân olan anlar bizi. Biz şol abdalız bıraktık eğnimizden şâlımız, Varlığından soyunup üryân olan anlar bizi. Kahr-ü lûtfü şey'i vâhid bilmeyen çekti azab, Ol azabdan kurtulup sultân olan anlar bizi. Zâhidâayık dururken anlamazsın sen bizi, Cür'ayı sâfî içüp mestân olan anlar bizi. Ârifin her bir sözünü duymağa insân gerek, Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi. Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün, Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi. Halkı koyup lâ mekân ilinde menzil tutalı, Mısrıyâ şol canlara canân olan anlar bizi. Ses kayıt ve hazırlayan: Adnan Kurtul


4. Nihansın Dideden... Elif Ömürlü Uyar ve Lâle Akay Umul

  • Duration: 283
  • Channel: music
Nihansın Dideden...  Elif Ömürlü Uyar ve Lâle Akay Umul

Nihansın Dideden Rast şarkı Beste & Güfte : Hacı Faik Bey Hânendeler: Elif Ömürlü Uyar ve Lâle Akay Umul 4Telli Kemençe: Lâle Akay Umul Nihansın dideden ey mest-i nazım Bana sensiz cihanda can ne lazım Benim sensin felekte çaresazım bana sensiz cihanda can ne lazım Sezadır matemim tutsa felekler Bana insan değil ağlar melekler Hevaya gitti hep bunca emekler Bana sensiz cihanda can ne lazım Ses kayıt, sonlandırma ve video: Adnan Kurtul


5. Saldırıya uğrayan hamile kadın dehşet anlarını anlattı

  • Duration: 541
  • Channel: news
Saldırıya uğrayan hamile kadın dehşet anlarını anlattı

Hamile Gülperi K'nın görüntüsü -Hamile kadın ile röp -Hamile kadının hastaneye gitmesi -Hastanenin dış görüntüsü -Yaralı Muhammet Avcıoğlu'dan detay -Röp --arşiv- -saldırganın kadına vurması -saldırganın yaşlı adama vurması -saldırganın kadına tekme atması -saldırganın etkisiz hale getirilmesi( HATAY -ÖZEL) - Hatay’ın Antakya ilçesinde kendisine çarpan motosiklet sürücüsü tarafından darp edilen 8 aylık hamile Gülperi K. hem kendisinin hem de karnında taşıdığı çocuğunun hayati tehlike atlattığını söyledi - Gülperi K.: "Hala kendimize gelemedik. Korkuyoruz. Dışarıya dahi çıkmaya korkuyorum" - Hamile kadına yardım etmek isterken saldırganın kaskla başından yaraladığı Muhammet Avcıoğlu: "Hamile kadına vurulur mu? Allah'tan kork dedim, bana saldırdı" HATAY - Hatay’ın Antakya ilçesinde kendisine çarpan motosiklet sürücüsü tarafından darp edilen 8 aylık hamile Gülperi K. darp edilmesinden sonra hem kendisinin hem de karnında taşıdığı çocuğunun hayati tehlike atlattığını belirtti. Yaşadığı dehşet dolu anları İHA muhabirine anlatan Gülperi K. saldırganın ilk olarak başka bir kadına çarptığını kendisinin de ayağının üzerinden geçtiğini belirterek, ”Ben o anda gidip müdahale etmek istedim amcaya vuracaktı kaskı hazırlamıştı zaten. Amcaya vuracaktı, müdahale etmek istedim, onu uyarmak istedim. Yani bir beyefendi sandım, karşımdaki insan evladı sandım insan evladı değilmiş meğerse. Babasıyla o anda tartışıyorlardı, babası da oradaydı. Ben babasının kucağına düştüğümü çok iyi hatırlıyorum. Beyefendi beni yere bıraktı. Onun babası da beni bırakarak gitti. Hani bir şey yapamadım o anda. Amcaya daha sonra döndü köpek saldırdı, ayağımızdan ısırmak istedi. Ama orada bir müdahale yoktu. İnsanlar izliyordu sadece bizi. Aynen öyle bizi kameraya çekiyorlardı, izleniyorduk. Dayak yedik oturduk yani. İnanın ki köpekten korktular. Köpekten korkarak amcanın ve benim bu hale gelmemizi sağladılar. Sağolsun o karşıdan gelen askerimiz o müdahale etti. Eğer o olmasaydı amca ölmüştü zaten. Motorla üzerinden geçecekti amcanın" diye konuştu. Çok kötü bir gün yaşadığını ve psikolojisinin hala düzelmediğini ifade eden Gülperi K, "Hala kendimize gelemedik. Korkuyoruz. Dışarıya dahi çıkmaya korkuyorum. O adam hala dışarıda. Ben inanmıyorum tutuklandığına. O adam yine sokaklarda. Gene böyle dövecek. Bizden bir kaç gün önce bir apartman sakinlerini rahatsız etmiş. Yine tutuklanmamış bu” dedi. Yardım etmek isterken saldırıya uğradı Olayda hamile kadına yardım etmek isterken motosikletli şahsın kaskla başından yaraladığı Muhammet Avcıoğlu da (57) olay yerinde bulunan durakta beklerken bir anda babasıyla tartışan bir gencin geldiğini belirterek, "İki tane kadına çarpmış, biri hamile. Kadın orada seslendi ya önüne bak, iki canlıyım ya bir şey olsa ne olacak dedi. Daha öyle der demez küfür ettiğini duydum. Sonra kadın geldi sen ne diyorsun ya dedi. Kadının demesine kalmadan tekme ile vurmaya başladı kadına. Bir de yüzüne yumrukla vurdu. Kadın benim motorun üzerine düştü. Kadın motorun oraya düşünce artık müdahale etmek zorunda kaldım. Kimse müdahale etmedi. Dedim sen terbiyesiz ne yapıyorsun. Hamile kadına vurulur mu? Allah'tan kork dedim. Daha öyle dedikten sonra kadına döndüm. Ve bana saldırdı. Kurt köpeği var. Tut dedi mi tutuyor, ısır dedi mi ısırıyor. Köpeği ayağımla savuştururken başıma vurmuş. Daha sonra kadın bayılmış. Bayılmadan sonra vura vura gözüm kızıl kan içerisindeydi. Çenelerim birbirine değmiyordu. Kaburgalarım tutmuyor. Kalktım ama yürüyemiyorum. Tam beni öldürmeye teşebbüs etmiş” diye konuştu. Kimsenin olaya müdahale etmediğini vurgulayan Avcıoğlu, şöyle devam etti: "Oradan geçen bir asker kardeşimiz olayı görmüş, arabayı karşıya park ettim diyor koştum geldim diyor. Baktım yerde sensin. Kızıl kan içindesin diyor. O zaman kadar elimi boğazına attım çektim aldım diyor. Biraz boğuşmuşlar. Motorunu gitmiş almış, üzerinden geçmek üzere. Adam o kadar şey olmuş. Kamerada da görünüyor motoru deviriyor o zaman müdahale ediliyor. Çevredekiler köpeğin korkusundan hiç müdahale etmemişler. Bu kadar duyarsız olur mu insanlar." Olaydan sonra yakalanan saldırgan Faruk İ.'nin yakalanıp tutuklandığı belirtildi.http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/saldiriya-ugrayan-hamile-kadin-dehset-anlarini-anlatti-529119.html


6. Minik yüreklerden ısıtan kampanya

  • Duration: 300
  • Channel: news
Minik yüreklerden ısıtan kampanya

OKULDAN DETAY -YARDIM STANDI DETAY -ÖĞRENCİLERİN ATKI, BERE, ELDİVEN VE ÇORAPLARI MASAYA BIRAKMALARI -TOPLU DETAY -YAĞIZ GÜNAY DUYGULARINI ANLATMA -İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜR VEKİLİNİN STANDIN BAŞINDAKİ ZİYARET -ÇOCUKLARLA DETAY -ELİF ECRİN ŞİMŞEK AÇIKLAMA -METİN ÇENGEL AÇIKLAMA -DETAY( MANİSA -ÖZEL)- Manisalı ilkokul öğrencileri Ardahan’daki yaşıtları üşümesin diye kampanya başlattı- Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki Türk Hava Kurumu İlkokulu öğrencileri tarafından başlatılan ‘Üşüyen ellere eldiven, üşüyen ayaklara çorap’ kampanyası büyük ilgi gördü- Kampanyada toplanan onlarca çorap, eldiven, bere ve atkı Ardahan’ın Damal ilçesindeki Seyitören Köyü İlkokulu öğrencilerine gönderilecek MANİSA - Manisalı minik öğrenciler ısıtan bir kampanyaya imza attı. Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki Türk Hava Kurumu İlkokulu öğrencileri tarafından başlatılan ‘Üşüyen ellere eldiven, üşüyen ayaklara çorap’ kampanyası okul öğrencilerinden büyük ilgi görürken, kampanyada toplanan onlarca çorap, eldiven, bere ve atkı Ardahan’ın Damal ilçesindeki Seyitören Köyü İlkokulu öğrencilerine gönderileceği öğrenildi. Yunusemre ilçesindeki Türk Hava Kurumu İlkokulu Okul Öğrenci Meclisi tarafından hayata geçirilen ‘Üşüyen ellere eldiven, üşüyen ayaklara çorap’ kampanyası yarıyıl tatiliyle birlikte toplandı. Okul öğrencilerinin büyük ilgi gösterdiği kampanyada toplanan çorap, eldiven, bere ve atkılar Ardahanlı öğrencileri ısıtacak. Kampanyanın tamamlanması nedeniyle Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Metin Çengel de okulu ziyaret ederek öğrencileri gösterdikleri duyarlılıktan dolayı tebrik etti. Okul Müdürü Şerif Çelik de İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Metin Çengel’e kampanya hakkında bilgi verdi. Okul öğrencilerinden Yağız Günay, “Böyle kampanya düzenlediğimiz için okulumuzla gurur duyuyorum. Okulumuzdan ve sınıfımızdan bu kadar çok destek geldiği için teşekkür ediyorum. İnşallah herkes bizim gibi duyarlı olur” dedi. Amaçlarının yardım ve yardımlaşmanın önemini belirtmek olduğunu kaydeden okulun Öğrenci Meclisi Başkanı Elif Ecrin Şimşek ise, “Aralık ayında yapmış olduğumuz öğrenci meclisi toplantımızda ‘Üşüyen ellere eldiven, üşüyen ayaklara çorap’ isimli kampanya yapmaya kararı aldık ve sınıflara duyurduk. Öğrenci arkadaşlarımız sağ olsunlar kampanyamıza destekte bulundular. Amacımız yardım ve yardımlaşmanın önemini belirtmekti. Ayrıca bu kampanyamız Değerler Eğitimi içinde bir çalışmaydı. Bu kampanyada toplanan kıyafetler Ardahan İli Damal ilçesindeki Seyitören Köyü İlkokulundaki kardeşlerimize ulaştırılacak. Herkese katkılarından dolayı çok teşekkür ederim” diye konuştu. Kendileri küçük yürekleri kocaman olan öğrencilerin büyük bir erdemlilik gösterdiğini kaydeden Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Metin Çengel ise şunları söyledi: “İlçemiz Türk Hava Kurumu İlkokulunun küçük ama yürekleri kocaman olan öğrencilerimizin yapmış oldukları örnek bir davranışla karşı karşıyayız. İlimizden çok çok uzaklarda Türkiye’nin bir diğer ucunda, en doğusunda bulunan ve kışların çok sert geçtiğini bildiğimiz Ardahan ilinde tanımadıkları arkadaşlarına, öğrencilere elleri üşümesin diye eldiven, ayakları üşümesin diye çorap ve bere göndermek gibi bir erdemi ortaya koydular. Bu örnek çalışmanın bütün okullarımıza hatta toplumumuza örnek olmasını diliyorum ve çocuklarımızı bu çabalarından dolayı ve çocuklarımızı bu çabaya yönelten, rehberlik eden sınıf öğretmenlerimiz ve diğer öğretmenlerimizi, okul idaresini, okul müdürümüzü özellikle tebrik ediyor ve kutluyorum. Çocuklarımızı bu yaşta yardımsever olmaya, hayra sevk etmek durumundayız çünkü insanların sahip oldukları nimetleri, sahip olmayan insanlarla paylaşması insan olmanın gereğidir. Dinimiz de bunu açıkça ifade etmektedir, bizi yönlendirmektedir, sorumlu kılmaktadır. Bu bir insanlık görevidir. Bir tarafta aç insan varken biz tok isek ve endişe duymuyorsak bu problemli bir durumdur. Öğrencilerimizin ağaç yaşken eğilir mantığıyla bu yaşta kendileri gibi küçük kendi yaşlarındaki arkadaşlarına böyle bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında, heyecanla, sevgiyle ellerindeki ürünleri getirip masaya bırakmaları ve göndereceklerini düşünmeleri gerçekten takdire şayan bir davranış. Öğrencilerimizi, ailelerini ve öğretmenlerimizi yürekten tebrik ediyorum.”http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/minik-yureklerden-isitan-kampanya-482621.html


7. Çavdarhisar'da 'Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu' açıldı

  • Duration: 396
  • Channel: news
Çavdarhisar'da 'Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu' açıldı

Eğitmenlerin projenin önemini anlatan sunumları -Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir'in açıklaması -Öğretim görevlilerinin ve öğrencilerin açıklamaları -Belge dağıtım töreni ve öğrencilerin şiirleri -Yöresel yemeklerin ikramı( KÜTAHYA -HD) KÜTAHYA - Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde bulunan, dünyanın ilk borsasının kurulduğu ve ikinci Efes olarak bilinen Aizanoi Antik Kenti’nde Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu düzenlenen törenle açıldı. Çavdarhisar Belediyesi tarafından satın alınan ve Zafer Kalkınma Ajansı (ZEKA) desteğiyle restore edilen Çavdarhisar Evi’nde düzenlenen açılışa Vali Ahmet Hamdi Nayir, Çavdarhisar Kaymakamı Kadir Yurdagül, Çavdarhisar Belediye Başkanı Halil Başer, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Murat Koyak, İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni Yeldemez, Antruia Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu Kurucusu Dr. Murat Yıldız, Anadolu Üniversitesi Endüstriyel Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Berna Dalaman, Aizanoi Kazı Başkanı Prof. Dr. Elif Özer ile kazı ekibi, Anadolu Üniversitesi, TED Üniversitesi ile Pamukkale Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri katıldı. Anturia Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu, kapılarını ilk olarak Anadolu Üniversitesi, TED Üniversitesi ile Pamukkale Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenlerinin ve 30 öğrencinin katıldığı “Tasarımın Kültür Tarihi” adlı atölyeyle açtı. Açılışta eğitimciler tarafından kamusal arkeoloji ve dönemin yaşam şartları hakkında konular anlatıldı. Çavdarhisar ilçesinin zenginlikler yeri olduğunu belirten Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, ''Çavdarhisar Doğal olarak hemde tarihi olarak büyük zenginliklere sahip. Burada valiliğimizin öncülüğünde restore edilen binamızı da, bu zenginliklerimizin tanıtılması için kullanılabilecek bir yol olarak düşündük. Hem arkeolojiye ait hemde doğa etiğine ait kursların ve eğitimlerin verilebileceği alan olarak bizden talep edildi. Bizde burada ki çalışmaları ona göre yaptık. Bugün ilk ders verildi. Diliyoruz ve temenni ediyoruz ki burası yapılacak olan çalışmalarla ilimizin zenginliklerinin tanıtılmasında önemli bir nokta olacak. Hem Kaymakamlığımızın hemde Belediyemizin buraya sahip çıkmasıyla güzel bir çalışma olacağını düşünüyoruz. Buradaki beklentimiz ilimizin dışından gelecek olan kişilerin burada tarihimize olan ilginin, duyarlılığının daha da artması ve arkeoloji konusunda bilgilendirilerek ilimizin, ülkemizin farkındalığının onlar üzerinde oluşturulup buradan ayrılması. Ben görev alan arkadaşlarımıza ve buraya kadar getiren İl Özel İdaremizin, Kültür Müdürlüğümüzün ve Kazı Ekibimizin gayretlerine teşekkür etmek istiyorum. Basınımızın da ilgisine özellikle teşekkür ediyorum'' dedi. Vali Ahmet Hamdi Nayir, Anturia Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulunun gelişmesi ve ilerlemesi için gerekli tüm desteklerin İl Özel İdaresi tarafından verilmeye devam edileceğini söyledi. Anturia kelimesinin Hititçe de yerli ve yerel anlamına geldiğini ifade eden Antruia Arkeoloji ve Sosyal Çevre Etiği Okulu Kurucusu Dr. Murat Yıldız, “Alandaki deneyimlerimiz bizi böyle bir okul ve öğretiyi beraberinde taşımaya itti. Çevre etiği insanların doğayla olan ilişkileridir. İnsan olmayan doğada etikten bahsedilemez. Bir mühendis olarak sosyal bilimlerle beslenmedikçe bir süre sonra bizlerin sosyal AR- GE öğretmeye çalışan insanlar olarak sosyal bilimleri bir tarafa bıraktığımızda projelerimizin bazen toplumla buluşmakta güçlük çektiğini görüyoruz. Her mühendisin de bundan beslenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ortak dilin konuşulması ve bu dilin aynı zamanda aynı zamanda konuşulur olması gereğini düşünerek bunu yaptık. Geçmişi gören gözleri var bu toprakların, kimi insan eliyle yapılmış, kimi doğanın kendisinde var olanlar. Bizim için önemli olan bunu doğru okuyup bir miktarda mesafe kat edebilmek, geleceğe biraz daha bilgi bırakabilmek. O yüzden geçmişte yazılan şeyler geleceğe dair dairdir. Umuyoruz ki burası hem bütün geçmişi gören ve geleceğe mesajlar bırakan, eğitim anlamında bir merkez hem de gelip buraya yaşamak isteyen herkese açık bir kapı olacak” dedi. Eğitime katılan öğrenciler, memnuniyetlerini ve Çavdarhisar'ın güzelliklerine hayran kaldıklarını dile getirirken, programda şiirler okudular. Davetlilere yöresel yemekler ikram edildi. Açılış programında, derse katılan 30 öğrenci ile akademisyenlere katılım sertifikaları verildi. 2 gün sürecek ve kamp şeklinde yapılacak etkinlikte ilk sertifikalar Vali Ahmet Hamdi Nayir ile diğer protokol üyeleri tarafından verildi.http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/cavdarhisar-da-arkeoloji-ve-sosyal-cevre-etigi-okulu-acildi-562301.html


8. Bakan Ağbal AA'nın 'Yılın Fotoğrafları' oylamasına katıldı - ANKARA

  • Duration: 370
  • Channel: news
Bakan Ağbal AA'nın 'Yılın Fotoğrafları' oylamasına katıldı - ANKARA

Bakan Ağbal AA'nın "Yılın Fotoğrafları" oylamasına katıldı - ANKARA - Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın fotoğrafları incelemesi, - Ağbal'ın seçtiği fotoğrafları yorumlaması ve oylamasıANKARA (AA) - Maliye Bakanı Naci Ağbal, Anadolu Ajansının düzenlediği "Yılın Fotoğrafları" oylamasına katılarak, üç kategoriden üç fotoğraf için oy kullandı.Ağbal, AA foto muhabirlerinin yurt içinde ve yurt dışında çektiği fotoğrafları inceleyerek bilgi aldı, daha sonra "Haber", "Yaşam" ve "Spor" kategorilerinden oluşan "Yılın Fotoğrafları"nı oyladı.İlk olarak "Haber" kategorisini inceleyen Ağbal, Elif Öztürk'ün çektiği "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" fotoğrafına oy verdi.Ağbal, fotoğraf karesine yansıyan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni'ne kendisinin de katıldığını belirterek, o gün, milletin birliği ve beraberliğini gördüklerini, son derece heyecanlı anlar yaşadıklarını söyledi.Fotoğrafı görünce tekrar o anlara geri döndüğünü ifade eden Ağbal, 15 Temmuz darbe girişiminin herkesin üzerinde derin etkiler bıraktığını, Türkiye'nin o gece adeta yeniden dirildiğini kaydetti.Ağbal, darbe girişiminin bertaraf edildiği gece okunan salaları ve yaşananları hatırladıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:"Bu alçaklara, bu memleket öyle bir ders verdi ki 15 Temmuz Şehitler Köprüsü üzerinde adeta bir insan seli oluştu. Muhteşem bir heyecan, muhteşem bir kutlama oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız da çok coşkulu bir konuşma yaptı. Gerçekten çok duygusal anlardı. O açıdan bana göre muhteşem bir fotoğraf. Bu görüntü sanırım yabancı ajanslara da geçti ve onlar da bu görüntüyü kullandı. Dolayısıyla Türkiye'nin demokrasisinin, milli birlik ve beraberliğinin ne kadar güçlü olduğunu da bu fotoğraf dünyaya göstermiş oldu. Bu açıdan çok tarihi bir fotoğraf." - "Gazze'de yaşanan dram bir çocuğun yüzünden okunabiliyor""Yaşam" kategorisindeki fotoğrafları da tek tek inceleyen Ağbal, Gazze Şeridi'ne bağlı Han Yunus kentinde yaşayan Filistinlilerin yaşam koşulları ve elektrik kesintilerindeki mağduriyetlerini yansıtan Ali Jadallah'ın "Gazze'de elektrik kesintileri" adlı fotoğrafına oy verdi.Fotoğrafta Gazze'de yaşanan dramın bir çocuğun yüzünden okunabildiğine dikkati çeken Ağbal, kendisinin de Gazze'yi ziyaret ettiğini, oradaki insanların yaşantısına ve dramına ortak olduklarını söyledi.Ağbal, İsrail ablukasının Gazze'de insanları hem barınma hem iaşe hem de sağlık açısından etkilediğine işaret ederek, şunları kaydetti:"Yeterli tıbbi malzeme, ameliyat edecek doktor yoktu. Belediye hizmetleri de verilemiyordu. İnsanlar o koşullarda onurları, mücadeleleri ve inançlarıyla dimdik ayaktalardı. Fotoğrafta da çocuğun duruşuna bir bakın, üzeri derme çatma kapatılmış bu yerdeki yaşam mücadelesinde, duruşundaki özgüvene bakın. Gazze'nin çığlığını bütün dünyanın duyması lazım. Orada yaşayan Filistinli çocuklar o ortamda zulmü bütün varlıklarıyla yaşıyorlar. Onun için bu fotoğraf 'Yaşam' kategorisinde insan duygusunu ve yaşama ortamını ifade eden çok dramatik bir fotoğraf." - "Azmin, kararlılığın engeller karşısındaki zaferi""Spor" kategorisini de inceleyen Ağbal, tercihini Abdullah Coşkun'un "Türkiye'nin sevinci" isimli fotoğrafından yana kullandı.Ağbal, Avrupa Şampiyonu olan Türkiye Ampute Milli Takımı'ndaki bir oyuncunun sevincini yansıtan fotoğraf için, "Yaşam farklı anlamda engeller getirebilir ama engelli olmak demek hayattan kopmak demek değil. Burada, bu kardeşimiz final mücadelesinde yaşadığı sevinci bu şekilde seyircilere gösteriyor. Azmin, kararlılığın engeller karşısındaki zaferini gösteriyor. O açıdan hepimiz mutlaka bu coşkuya iştirak etmemiz lazım. Bizi bu mücadelede sevindirdiler. Bu fotoğraftaki görüntü hepimize büyük bir sevinç ve cesaret veriyor." diye konuştu.http://beyazgazete.com/video/webtv/guncel-1/bakan-agbal-aa-nin-yilin-fotograflari-oylamasina-katildi-ankara-467152.html


9. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (8 Mayıs 2013; 18:00)

  • Duration: 2235
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (8 Mayıs 2013; 18:00)

ELİF KIRAL: Yakışıklı, aşkım, bir tanem Hocamla yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Hocam, hoş geldiniz. ADNAN OKTAR: Önce Şeyhimiz Sultanımız. Dünyanın en tatlı Şeyhi. Canımız Şeyhimiz. Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrısi el Hakkani Hazretleri bugün iyiymiş maşaAllah. Sabah bir saat on dakika sohbet yapmış maşaAllah. Didem Hocam, buyurun. DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan grup toplantısında Suriye konusunda bir açıklama yaptı Hocam. “Suriye’de ağzında emzik olan bebeğe kurşun sıkılıyor, dengeler adına bütün dünya buna sessiz kalıyor. Ben o fotoğrafta o yavruların üst üste şehit edilmiş halini görünce adeta çılgına döndüm. Batsın sizin uluslar arası siyasetiniz. Böyle vicdansız siyaset olmaz olsun. İsrail’in Şam’a yaptığı hava saldırısı da asla kabul edilemez. Bu saldırılar gayri meşru hükümetin eline altın tepsi içinde sunulan kozlardır” dedi. ADNAN OKTAR: Ama dünyanın hiçbir ülkesi bu saldırıları kabul etmez. Yani bu tip şeyleri kabul etmez. Ama İslam ülkesi olduğu için tabii her iki tarafın da yok oluşu, ölümü işin doğrusu bir kısım Evanjelikler için, bir kısım İslam karşıtları için olabilecek en mükemmel gelişme. Yani kırsınlar birbirlerini diyorlar. Onun için heyecanla ve sevinçle seyrediyorlar. Bosna’da da öyle olmuştu. İyice katliam çığırından çıkınca müdahale edebiliyorlar. Herhangi Avrupa ülkesinde böyle bir şey olmuş olsa yeri göğü birbirine katarlar. Çok büyük olay olur. İslam alemi de bas bas bağırttırıyorlar hocaları, İttihad-ı İslam diye bir konu yok, Hz. Mehdi (a.s) da gelmeyecek, Hz. İsa Mesih (a.s) da gelmeyecek diye Müslümanların şevkini heyecanını kırmaya çalışıyorlar. Yani daha Türkçesi deccal dört koldan faaliyetine devam ediyor. Deccalin en azgın kolu şuan Suriye’de. Yani süfyan kolu. Süfyan olarak Peygamberimiz (s.a.v.) belirtmiş. Başbakanımız da tabii şefkatli bir insan olduğu için feryat ediyor o da. Bakın çocuklar öldürülüyor, insanlar öldürülüyor, uyanın diyor. Fakat tabii sözünü dinleyen pek olmuyor. Ama konuşmaları tarihi. Yalnız Başbakan’a başında destek verip de sonradan işi hallolunca, demokrasi oturunca, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün makası kırılınca, cellatlar etkisiz hale getirilince bu sefer Tayyip Hocam’a sen artık lüzumsuzsun, işin bitti, seni artık görevden alsak, ihtiyacımız yok sana kafası vefa ve sadakat anlayışıyla ve vicdanla uyumlu değil. Vefasızlık Allah’ın beğenmediği anormal bir harekettir. Hele kalleşlik çok daha beter, berbat bir şeydir. Vefasızlık ve kalleşlik. Kalleşlere buradan sesleniyorum, o kalleşliği bıraksınlar. Allah başlarına geçirir dünyalarını. Vefasızlık ve kalleşlik çok büyük vicdansızlıktır, vicdan tefessühüdür, çöküşüdür. O insan ne çileler, ne acılar çekti. Ne tehlikeler, ne badirelerden geçti, Türkiye’yi düzlüğe çıkarttı. Yani olağanüstü güzel gelişmeler oldu. Türkiye huzurlu, rahat yaşıyor. Eskiden zırt pırt zam yapılır, ekonomik krizler olur, millet kan ağlardı. Sokaklarda bağırırlardı “Ya Rabbi bizi kurtar” diye.  Her gün fail-i meçhuller olurdu. Ne çabuk unutuyorlar! Vicdansızlık Allah’ın beğenmediği çirkin bir tavırdır. Başbakanımızın veyahut hükümetin hataları olursa ilmi ve akılcı uyarırız, hatırlatırız. Zaten demokrat bir insan, makul bir şey olduğunda kabul ediyor. Mesela ben başkanlık sistemini savunuyorum dedi. Yok dedik, biz istemiyoruz başkanlık sistemini. Tamam dedi. Siz nasıl istiyorsanız öyle yapalım dedi. Bir şey dediği yok. Dünya hırsı da yok. Bir kısmı federasyon şu bu falan diyor. Federasyonlar, bunlar sevgisiz insanların egoist yaşama isteğindendir. Vardır ya bazı yaşlılar olur, kimseyi sevmez, yalnız yaşamak ister. Nefret eder. Torunlarından da nefret eder, çocuklarından da nefret eder. Tek başına yaşamak ister, bir yere inzivaya çekilir. Hiç kimseyi sevmez. İnsan sevgisi olmadığında böyle şeyler olur, insan sevgisi olmadığında. Mesela adam Kürt ama Laz’ı sevmiyor, Türk’ü sevmiyor, Çerkez’i sevmiyor. Nasıl olması gerekiyor? Sırf Kürtler olsun, diyor. “Zaza olursa olur mu?” diyoruz. “Yok, olmaz” diyor. Zaza, onlar ayrı bir şey diyor. Bu çok korkunç bir şey. Sevgisizliğin adını insan hakları, demokrasi, şu bu falan diye süslemeye kalkıyorlar. Halbuki bu çok büyük vicdansızlık ve acımasızlıktır.  Ahlak bozukluğudur. Sevgi çökmesi, muhabbet çökmesi, insanların kalbinden muhabbetin gitmesi onu insan olmaktan çıkartır, mahluk haline getirir. Ne demek sadece Kürt olacak? Ne demek yani? Niye Laz vali olmasın? Niye Arnavut vali olmasın? Bu vicdansızlığı her yerde telin etmek lazım. Bu düşünce çok gaddar, sevgisiz insanların ideolojisidir. Buyur Didem Hocam. DİDEM ÜRER: Hocam Bursa’da Uludağ Üniversitesi öğrencisi olan karşıt görüşlü iki grup arasında çıkan kavgada iki kişi bıçakla yaralandı. Hastane önünde de devam eden kavga sırasında otele sığınan yedi öğrenci çevik kuvvet ekipleri tarafından otelden güçlükle çıkarıldı. Bazı öğrenciler de gözaltına alındı. ADNAN OKTAR: Bıça